Tarih: 18.01.2026 16:41

2. Mezopotamya Su Forumu Sonuç Bildirgesi Açıklandı

Facebook Twitter Linked-in

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenen 2. Mezopotamya Su Forumu'nun sonuç bildirgesi kamuoyuyla paylaşıldı.

Forumun Açıklanması

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesinin ev sahipliğinde, 17-19 Ekim 2025 tarihlerinde Diyarbakır'da gerçekleştirilen 2. Mezopotamya Su Forumu'nun sonuç bildirgesi, "Mezopotamya'da Halkların İradesiyle Şekillenen Bir Su Geleceği İçin Ortak Sularımız, Ortak Geleceğimiz!" başlığıyla Çand Amed Kültür ve Kongre Merkezi'nde açıklandı. Açıklamaya ilçe belediye eşbaşkanları, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Meclisi üyeleri, ekoloji savunucuları ve sivil toplum örgütü temsilcileri katıldı.

Bildirgenin Okunması ve Temel Vurgu

Sonuç bildirgesinin Türkçesini ekoloji aktivisti Çiğdem Akkaya, Kürtçesini ise ekoloji aktivisti Agit Özdemir okudu. Bildirgede, Dicle ve Fırat nehirlerinin özgür akışının engellenmesinin yalnızca ekolojik bir sorun olmadığı, aynı zamanda toplumsal adalet ve barış meselesi olduğu vurgulandı.

Binlerce Yıllık Su Hafızası

Forumda, Mezopotamya'nın binlerce yıllık su hafızasına dikkat çekildi. Suyun bu coğrafyada yalnızca bir doğal varlık değil, kültürel, inançsal ve toplumsal yaşamın kurucu unsuru olduğu ifade edildi.

Krizin Gerçek Nedenleri

Bildirgede, Mezopotamya'daki su krizinin yalnızca iklim değişikliğiyle açıklanamayacağı belirtildi. Barajlar, hidroelektrik santrali (HES) projeleri, madencilik faaliyetleri, güvenlikçi uygulamalar ve sermaye odaklı kalkınma politikalarının Dicle ve Fırat havzasında derin bir ekolojik yıkıma yol açtığı vurgulandı. İran'ın Kürt bölgesinde bin 300 baraj ve 120 bin sondaj kuyusunun yeraltı sularını tükettiği, Türkiye'de ise Munzur, Zilan, Botan, Murat, Dicle ve Zap vadilerinin baraj projeleriyle tahrip edildiği kaydedildi.

Sosyo-Ekolojik Yıkımın Boyutları

Bildirgede, Güneydoğu Anadolu Projesi'nin (GAP) merkezi ve sermaye odaklı yapısının suyu metalaştırdığı ifade edildi. Bu yaklaşımın küçük köylü tarımını tasfiye ettiği, geniş vadileri sular altında bıraktığı ve ekosistemleri yok ettiği belirtildi. Aşağı havzalarda toprak verimliliğinin düştüğü, tuzlanmanın arttığı ve geçimlik üretimin çöktüğü aktarıldı. Bu sürecin zorunlu göçü ve sosyo-ekolojik tahribatı derinleştirdiği vurgulandı.

Suyun Temel Bir Yaşam Hakkı Olarak Tanınması

Forum katılımcıları, suyun piyasa ilişkilerine ve devletlerin tekeline terk edilmesine karşı çıktı. Suyun temel bir yaşam hakkı olduğu vurgulandı. Bildirgede, nehirlerin birer "kaynak" değil, hukuki haklara sahip yaşayan varlıklar olarak tanınması gerektiği belirtildi. Dicle ve Fırat için ulusal ve uluslararası düzeyde hak temelli hukuki mücadele yürütüleceği duyuruldu.

Mega Projelere ve Madenciliğe Karşı Çağrı

Sonuç bildirgesinde, Silvan ve Cizre barajları başta olmak üzere devam eden ve planlanan mega baraj projelerinin durdurulması çağrısı yapıldı. Ekolojik tahribata yol açan ve ömrünü doldurmuş barajların sökülmesi gerektiği ifade edildi. Madencilik, hidrokarbon aramaları, kaya gazı sondajları ve suyu kirleten sanayi faaliyetlerinin sonlandırılması istendi.

Endüstriyel tarım yerine agroekolojik üretim ve gıda egemenliği yaklaşımının benimsenmesi gerektiği belirtildi. Bu modelin hem su varlıklarını koruyacağı hem de halkların kendi kendini besleme gücünü artıracağı vurgulandı.

Mezopotamya Su Meclisi Hedefi

Forumda, su diplomasisinin devletlerin ve şirketlerin tekelinden çıkarılması gerektiği vurgulandı. Bildirgede, köylerden kentlere uzanan su komünlerinin kurulması ve bu yapıların federasyonu niteliğinde bir Mezopotamya Su Meclisi oluşturulmasının temel hedef olduğu açıklandı. Amed, Süleymaniye, Basra, Musul, Bağdat ve Haseke gibi nehir kentleri arasında dayanışma ağlarının kurulması çağrısı yapıldı.

Yerel Yönetimlere Aktif Rol Çağrısı

Yerel yönetimlerin rolüne işaret edilen sonuç bildirgesinde, nehir kıyısındaki kentlerin ve yerleşkelerin yerel yönetimlerinin diplomasi süreçlerinde ve su politikalarında aktif rol alması gerektiği belirtildi. Nehirlerin geleceğinin uzak merkezlerden gelecek direktiflere bırakılamayacağı, bu geleceği suyun aktığı yerlerde yaşayan halkların iradesinin belirlemesi gerektiği vurgulandı. Yerel yönetimlerin suyu koruyacak kolektif yapıların iradesini esas alması gerektiği ifade edildi.

Kadın Su Diplomasisi Çalışma Grubu Kurulacak

Sonuç bildirgesinde, kadınların su mücadelesindeki öncü rolüne dikkat çekildi. Ekofeminist perspektifle bir Kadın Su Diplomasisi Çalışma Grubu kurulacağı duyuruldu. Patriyarkal politikaların su krizini derinleştirdiği belirtilerek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin ekolojik adaletin ayrılmaz parçası olduğu vurgulandı.

Bir Sonraki Forum Güney Irak'ta

Bildirgenin sonuç bölümünde, Mezopotamya Su Ağı'nın büyütüleceği ve bir sonraki Mezopotamya Su Forumu'nun Güney Irak'ta düzenlenmesi için hazırlıklara başlanacağı açıklandı. Katılımcılar, Mezopotamya bataklıkları, göller, sazlıklar ve tüm canlı yaşamının korunması için enternasyonal dayanışmanın güçlendirileceğini belirtti.

Sonuç bildirgesinde, "Suyun özgürlüğü barışın temelidir. Nehirleri özgürleştiren halklar, yaşamı ve barışı büyütür. Suyu özgürleştiren halklar, yaşamı özgürleştirir, barışı büyütür" ifadelerine yer verildi.


Diyarbakır,Diyarbakır Belediyesi



Orjinal Habere Git
— HABER SONU —